Likidite Tercihi Teorisi

Keynes'in para tutma güdüleri ve faiz oranları üzerinden yola çıkarak kurduğu para talebi teorisidir.

Keynes Likidite Tercihi Teorisi'ni  1936 yılında Genel Teori başlıklı eserinde yayımlamıştır. Keynes'in Likidite Tercihi Teorisi'nden önce para talebi miktar teorisi ile açıklanmaktaydı. Buna göre paranın değeri ile paranın miktarı arasında bir ilişki bulunmaktadır ve para talebine neden olan iki güdü bulunmaktadır; bunlar ihtiyat ve işlem güdüsüdür. Keynes'in görüşüne göre para talebine neden olan unsurlar arasında ihtiyat ve işlem güdüsünün yanında spekülasyon güdüsü de bulunmaktadır ve para talebini etkileyen asıl unsur bu güdüdür.

Özetle, Keynes para talebini etkileyen üç neden olduğunu belirtmektedir;

  • İşlem güdüsü: Günlük ihtiyaçların karşılanabilmesi amacıyla elde para tutma isteği
  • İhtiyat güdüsü: Olağan dışı durumlar karşısında, güvenlik hissi nedeniyle para tutma isteği 
  • Spekülasyon güdüsü: Gelecekteki yatırım fırsatlarını değerlendirerek kar elde etme amacıyla nakit para tutma isteği

İşlem ve ihtiyat güdüsü gelir düzeyinin bir fonksiyonudur, spekülatif para talebi ise faizin fonksiyonu olarak tanımlanmıştır. Reel para talebi gelir düzeyi ile pozitif, faiz oranları ile negatif ilişkidedir. (Md:Para talebi, P: Fiyatlar genel düzeyi, i: Faiz oranı, Y: Gelir düzeyi)

Md / P = f(i,Y)

Keynes'in teorisini likidite talebi olarak da isimlendirebiliriz. Keynes'in teorisinde paranın tahvil ve nakit mevduattan oluşan bir portföyde tutulduğu varsayılmaktadır. Yatırımcılar varlıklarının tamamını likit olarak tutmayı tercih edebilecekleri gibi tahvil yatırımı da yapabilirler,  Mevduat ve tahvil olmak üzere paranın yatırılacağı iki seçenek varsa yatırımcılar seçimlerini faiz oranlarına dair beklentilerine göre yapacaklardır. Para arzı ise merkez bankası tarafından kontrol edilmektedir, sabit kabul edilmektedir ve faiz ile ilişkisi bulunmamaktadır.

keynes likidite tercihi teorisi grafik

  • Faiz oranları yüksekse tahvil fiyatları düşüktür. Mevcut faizlerin düşeceği beklentisi varsa yatırımcılar gelecekte tahvil fiyatlarının artacağını düşünerek düşük fiyattan tahvil almak için likit olarak tuttukları parayı tahvile çevirmeyi tercih edeceklerdir. Spekülatif para talebi düşecektir.
  • Faiz oranları düşükse tahvil fiyatları yüksektir, mevcut faizlerin daha fazla düşmeyeceği ve faizlerin yükseleceği beklentisi varsa tahvil fiyatlarının düşeceğini düşünerek paralarını tahvil yerine nakit olarak tutmayı tercih edeceklerdir. Spekülatif para talebi artacaktır.

Özetle faiz paranın fırsat maliyetidir, faizler yüksekse yatırımcı parasını nakit tutmak istemez, faizler düşükse paranın fırsat maliyeti de düşüktür, yatırımcı daha iyi fırsatlar yakalamak için parasını nakit tutmak isteyebilir. Spekülatif para talebi ile faiz oranları arasında negatif bir ilişki söz konusudur. Faiz oranları ne kadar yüksekse spekülatif para talebi o kadar düşüktür, faiz oranları ne kadar düşükse spekülatif para talebi o kadar yüksektir.

Son olarak Keynes Likidite Tercihi Teorisi'nden yola çıkarak faizlerin belirli bir noktadan sonra düşmeyeceği, yani düşebileceği minimum bir nokta olduğunu belirtmiştir, bu teori de "Likidite Tuzağı" olarak bilinmektedir. 

Bu terimin İngilizce karşılığı: Liquidity Preference Theory

Yazar: Email: piyasarehberi (@) yahoo.com