Faiz oranları ekonominin en temel verileri arasındadır. Faiz oranlarının ekonomiye etkilerini, ekonomik gelişmelerin de faiz oranlarına etkilerini anlamak için öncelikle faiz oranları nasıl belirlenir, faiz oranlarının bileşenleri nelerdir sorularının da anlaşılması gerekiyor.

Faiz paranın zaman değeridir, diğer bir ifade ile paranın kirasıdır diyebiliriz. Örneğin, bir bankadan kredi almak istediğinizde banka kredi faizini belirli kriterlere göre hesaplamaktadır, faiz oranı kredi almak isteyen kişi ve kurumun kredi geri ödeme kabiliyetine, kredinin vadesine, amacına ya da kredi çekmek istediğiniz dönemdeki ekonomik koşullara göre değişiklik göstermektedir. Aynı şekilde herhangi bir yatırımdan elde edeceğiniz faiz kazancı da belirli kriterlerin birleşiminden oluşmaktadır.

Aşağıda faiz oranlarının belirlenmesinde kullanılan temel bileşenler özetlenmiştir. Bu bileşenlerde oluşan değişiklikler faiz oranlarına artı ya da eksi yönde etki etmektedir.

Nominal Faiz Oranı = Reel Risksiz Faiz Oranı + Beklenen Enflasyon + Temerrüt Primi + Likidite Primi + Vade Primi

= r* + IP + DRP + LP + MRP

1. Reel Risksiz Faiz Oranı (Real Risk Free Rate of Return, r*):

Paranın hiç riske edilmeden elde edeceği getiri risksiz faiz oranı olarak adlandırılmaktadır. Kredi veren kurum minimum risk ve minimum belirsizlik ortamında bu getiriyi elde edebiliyorsa doğal olarak kullandırdığı kredinin karşılığı olarak risksiz faiz oranından fazlasını talep edecektir. Aynı durum yatırım yapmak isteyen gerçek kişiler için de geçerlidir. Yatırımcı hiç risk almadan elde edeceği bir getiri oranın altında bir getiriyi kabul etmeyecektir. 

Bu durumda risksiz faiz oranını yatırım yapmanın anlamlı olabilmesi için yatırımcının beklediği minimum reel getiri olarak tanımlayabiliriz. 

Risksiz faiz oranı için genellikle yüksek derecelendirme notuna sahip gelişmiş ekonomilerin devlet iç borçlanma senetlerinin (Tahvil, bono) faizleri referans alınmaktadır. Örneğin ABD'deki bir banka ya da yatırımcı ABD hazinesinin ihraç ettiği (borcun ya da yatırımın vadesine uygun olan) hazine bonosunun faizini risksiz faiz oranı olarak referans alabilir. Çünkü bu bononun ödenmeme riski oldukça düşüktür ve alınabilecek en düşük risk ile elde edilebilecek getiri bu bononun getirisine eşittir. Ülkemizde de Hazine'nin ihraç ettiği tahvil ve bonoların faizleri risksiz faiz oranı olarak kullanılmaktadır. 

Not olarak reel risksiz faiz söz konusu olduğu için bu faiz oranı enflasyonun olmadığı bir ortamı yansıtmaktadır, yani tahvil faizlerinin enflasyondan arındırılmış hali kullanılabilir. Ek olarak risksiz faiz oranı teorik olarak sıfır risk içermektedir. En güvenilir yatırımın bile az da olsa risk içerebileceği de not edilmelidir.

2. Beklenen Enflasyon Oranı (Expected Inflation, IP):

Enflasyon fiyatlar genel düzeyindeki sürekli artış olarak tanımlanmaktadır, bu da paranın satın alma gücünün düşmesi anlamına gelmektedir. Gelecekte enflasyon oranlarının artması bekleniyorsa bugün elimizde bulunan paranın gelecekte daha az değerli olacağını düşünebiliriz. Gelecekte paranın değeri düşecekse bu farkın faiz oranına yansıtılması gerekir, bu nedenle faiz oranlarını oluşturan bileşenlerden bir diğeri de beklenen enflasyon oranıdır.  Reel faiz oranına enflasyon eklendiğinde nominal faiz oranına ulaşılmaktadır.

3. Vade Risk Primi (Maturity Premium, MRP):

Uzun vade belirsizlikleri artıran bir etkendir, vade uzadıkça piyasa koşullarının değişme olasılığı artmaktadır, bu nedenle vade uzadıkça faiz oranları artmaktadır. Özetle, daha uzun vadeli bir borcun ya da yatırımın faizi daha kısa vadeli olana göre yüksektir. Örneğin 2 yıl vadeli tahvil faizinin 10 yıl ya da 30 yıl vadeli tahvile göre (normal şartlarda) daha düşük olması beklenir.

Aşağıdaki grafik tahvil faizlerinde vade ve beklenen enflasyon primini özetlemektedir;

tahvil faizleri ve vade ilişkisiUzun vadede enflasyon beklentisi artıyorsa faiz oranları da vade uzadıkça artış göstermektedir, enflasyon beklentisinde düşüş varsa daha uzun vadeli tahvillerin faiz oranları da düşmektedir. İkinci grafikteki durum ilk bakışta vade risk primi başlığında "vade uzadıkça faiz artar" bilgisine ters düşüyor gibi bir yanılgı yaratsa da grafik dikkatli incelendiğinde enflasyon piriminin (turuncu alan) azaldığı, vade priminin ise (mavi alan) vade uzadıkça yükseldiği görülmektedir.

4. Temerrüt Risk Primi (Default Risk Premium, DRP):

Temerrüt riski kişi ya da kurumun borçlarını zamanında geri ödeyememe riskidir. Bu durumda faiz oranları borç alanın kredi değerliliği ile yakından ilgilidir, geri ödeme kabiliyeti daha düşük görülen bir firmaya ya da şahsa uygulanacak kredi faiz oranı daha yüksek olacaktır. Aynı durum ülkeler için de geçerlidir, riski daha yüksek görülen ülkelerin çıkardıkları tahvillerin faizleri bu nedenle diğerlerine göre daha yüksektir. Kredi derecelendirme ve scoring gibi uygulamalar bu riskin hızlı ve standart bir şekilde ölçülmesi için yapılmaktadır.

5. Likidite Risk Primi (Liquidity Premium, LP):

Likidite nakde çevrilebilme kabiliyetinin ölçüsüdür. Likiditesi yüksek bir varlık hızlı bir şekilde nakde çevrilebilir, bu tür varlıklara hazine bonoları ve devlet tahvilleri örnek gösterilebilir. İhtiyaç duyulduğunda nakde dönememek ya da satış sırasında büyük değer kaybıyla nakde dönmek bir risktir, bu nedenle daha düşük likiditeye sahip varlıkların faiz oranları bu riski karşılamak için daha yüksektir.

Yukarıdaki bileşenler farklı yatırım araçlarının faiz oranlarını farklı derecelerde etkilemektedir. Örneğin 1 yıl vadeli (kısa vadeli) bir ABD hazine bonosunun likidite riski yoktur, temerrüt riskinin de olmadığı kabul edilir, aynı zamanda kısa vadeli olduğu için vade riski de taşımamaktadır, fakat örnek şirket ABC A.Ş'nin ihraç ettiği 10 yıl vadeli özel sektör tahvilinde vade riski olduğu gibi likidite ve temerrüt riski de mevcuttur.

Bu yazıyı kısaca özetlemek gerekirse; faiz oranlarının temel belirleyicisi yatırımcının reel getiri beklentisi ve beklenen enflasyondur. Bunların üzerine likidite, vade ve temerrüt riski de ekleniyorsa faiz daha da yükselmektedir.

Onur CEYLAN
Author: Onur CEYLANWebsite: https://tr.linkedin.com/in/onurceylanEmail: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Hakkımda
Yatırımcı, Finans ve Sermaye Piyasası Uzmanı ( S P K ileri düzey lisansı ve türev araçlar lisansı sahibiyim. Eski bankacıyım, uzun süredir bireysel yatırım portföyümü yönetiyorum. Piyasarehberi.org sitesindeki yazılar finansal okur yazarlığa katkıda bulunmak amacıyla tarafımdan yazılmaktadır, site içeriği izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz ).

Etiketler Faiz