Döviz kurları piyasalarda ve ekonomide oluşabilecek bir çok gelişmeden olumlu ya da olumsuz etkilenebilmektedir. Piyasada oluşacak olayları önceden bilmek mümkün değildir, bu durumda döviz kurlarının gelecekteki seviyeleri ile ilgili de kesin yargılarda bulunmak mümkün değildir.

Bu gerçeğe rağmen, döviz kurlarının gelecekteki seviyesinin bugünkü koşullar altında, çeşitli verilere dayanarak ne olması gerektiğini gösterebilecek bazı teorik yöntemler bulunmaktadır. Bu yöntemleri kısaca forward döviz kuru hesaplama yöntemleri olarak adlandırabiliriz. Bu yazı sonundaki "önemli not" bölümünü okumayı unutmayınız.

Aşağıda forward döviz kuru tahmininde kullanılabilecek en bilinen 3 teori başlıklar halinde incelenmiştir;

1. Faiz Oranları Paritesi Yöntemi ile Döviz Kuru Hesaplama:

Faiz oranı paranın kirasıdır, yani gelecekteki getirisidir diyebiliriz. Bu durumda, paranın gelecekteki değerini belirleyen en önemli faktörler arasında o paraya uygulanan faiz oranı bulunmaktadır. Faiz oranları paritesi iki farklı ülkeye ait para birimleri arasındaki faiz oranları farkının kullanıldığı tahmin yöntemidir. Bu yönteme göre forward döviz kuru aşağıdaki formül yardımıyla hesaplanmaktadır:

Forward Döviz Kuru = [(1 + Yerel Para Faiz Oranı) / (1 + Yabancı Para Faiz Oranı)]n * Spot Kur

Örnek: Yukarıdaki formüle Dolar ve TL üzerinden bir örnek vermek gerekirse: USD/TL  paritesinin 2.85, USD yıllık faizinin %2.5, TL yıllık faizinin %10,40 olduğu bir piyasa ortamında faiz oranları paritesine göre 1 yıl sonraki kur aşağıdaki şekilde hesaplanabilir;

Forward Döviz Kuru = [(1 + 0,1040) / (1 + 0.025)] * 2,85 = 3,0696

Faiz oranı paritesi formülü incelendiğinde faizin arttığı döviz kurunun diğer döviz kuru karşısında değer kaybettiği görülebilir, özetle faiz oranları arasındaki fark yerel para birimi lehine gelişiyorsa yerel para biriminin değeri düşmektedir. Bunun nedeni, faiz oranları paritesinin para birimlerinin değerlerinin faiz farkını kapatacak yönde değişeceğini öngörmesidir. Bu formülde kullanılan faiz yıllık faizdir, bu durumda 1 yıl sonrası için kur seviyesi hesaplanmıştır, 1 yıl üzerindeki farklı periyotlar için "n" üssü alınmalıdır. Örneğin 2 yıl için n=2 olarak alınmalıdır, 1,3, 6 ay için ise yıllık faiz oranının ilgili vadeye çevrilmesi gerekmektedir. Örneğin 6 ay için Faiz Oranı x 180/360, 3 ay için Faiz Oranı x 90/360 alınmalıdır.

Bu terimin İngilizce Karşılığı: Interest rate parity (IRP)

2. Satınalma Gücü Paritesi ile Döviz Kuru Hesaplama:

Satınalma gücü paritesi farklı ülkelerde, farklı para birimleri ile aynı malların satın alınması durumunda iki ülke arasındaki fiyat farkını ortadan kaldıran oran için kullanılmaktadır. Özetle; aynı özelliklerde bir malın ya da mal sepetinin fiyatının farklı ülkelerde eşit olacağı (tek fiyat kanunu) kabul edilmektedir, para birimleri arasındaki değer ise bu mal sepetinin fiyatını her iki ülkede de eşitleyen oran üzerinden belirlenir.

Bu durumda satınalma gücü paritesine göre, farklı ülke para birimleri arasındaki değişimlerin nedeni enflasyondur diyebiliriz. Bu ilişki aşağıdaki formül ile gösterilebilir;

Forward Döviz Kuru = [(1 + EnfYerel) / (1 + EnfYabancı)] * Spot Kur

Örnek: Spot USD/TL paritesi 2.85, Türkiye'de beklenen enflasyon %8.8, ABD'de %1.5 ise satınalma gücü paritesine göre forward döviz kuru aşağıdaki şekilde hesaplanır;

Forward döviz kuru = [(1 + 0.088) / (1 + 0.015)] * 2.85 = 3,0549

Satınalma gücü paritesi yönteminde de döviz kurları arasında faiz oranlarına yöntemine benzer bir ilişki bulunmaktadır. Bir ülkede fiyatlar genel seviyesi artarsa (enflasyon artarsa) döviz kurları bu değişimi telafi edecek yönde hareket etmektedir. Örneğin yerel enflasyon artarsa, bu hesaplama yöntemine göre yerel döviz kuru değer kaybedecektir. Bu ilişkiyi çok daha basit bir şekilde ifade etmek gerekirse; yukarıdaki örneğe göre iki ülkenin enflasyon oranları arasında %8,8 - %1,5 = %7,3 olmak üzere TL aleyhinde fark bulunmaktadır. Bu da TL'nin Dolar karşısında %7,3 değer kaybedeceği anlamına gelmektedir. 2.85 * %107,3 = 3,05 olarak yaklaşık aynı sonuca ulaşabiliriz.

Sonuç olarak malın ucuz olduğu ülkeden mal alıp malın daha pahalıya satıldığı bir ülkede bu malları satarak elde edilebilecek arbitraj imkanı yok olacak ve kurlardaki değişimle dengeye ulaşacaktır. Örneğin, Abd'de 2$, Türkiye'de ise 6 TL'ye satılan bir ürün olduğunu düşünelim. USD TL paritesi ise 3 TL olsun. Türkiye'de malın fiyatı %10 artarsa (enflasyon) satış fiyatı 6,6 TL olacaktır. İlk durumda mal Türkiye'de 2$ karşılığına satılmaktaydı, fakat fiyat artışı sonucunda 2,2$'a çıktı. Bu durumda Abd'li tüccar Abd'den 2$'a aldığı malları Türkiye'de 2,2$'a satma imkanı bulmaktadır. USD/TL 3,3 seviyesine gelirse malın fiyatı tekrar 2$ olur ve Abd'li tüccarın arbitraj imkanı ortadan kalkar.

Bu terimin İngilizce Karşılığı: Purchasing power parity (PPP)

3. Reel Faiz Oranları Yöntemi (Uluslararası Fisher Etkisi) ile Döviz Kuru Hesaplama:

Faiz oranları paritesi (IRP) döviz kuru tahmininde risksiz faiz oranlarını, satınalma gücü paritesi (PPP) enflasyonu dikkate almaktadır. Fisher etkisi yönteminde ise döviz kurlarının gelecekteki seviyesi tahmin edilirken faiz oranları paritesi ve satınalma gücü paritesi etkisi beraber değerlendirilmektedir. Fisher etkisi ekonomist Irving Fisher tarafından ortaya atılmış bir ekonomi teorisidir, bu teoriye göre bir ülkedeki nominal faiz reel faiz ve beklenen enflasyon toplamına eşittir. Fisher Etkisi'ne göre eğer IRP ve PPP koşulları geçerliyse iki farklı ülkenin reel faizleri arbitraj nedeniyle eşitlenmektedir, özetle bu teoriye göre tüm ülkelerin reel faizlerinin eşit olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda nominal faizler ülkedeki enflasyona bağlıdır, enflasyon artarsa nominal faizler de artmaktadır, enflasyon düşerse nominal faizler de düşmektedir. Nominal faiz enflasyonu kapsıyorsa yüksek nominal faize sahip ülkelerde enflasyonun da yüksek olduğu kabul edilmektedir.

Sonuç olarak Uluslararası Fisher Etkisi ülke para birimlerinin nominal faiz oranları arasındaki farka bağlı olarak değişeceğini kabul etmektedir. Teoriye göre; yüksek nominal faize sahip ülkeler yüksek enflasyona sahip olduğu için bu ülke para birimleri değer kaybedecek, düşük nominal faize sahip ülkeler düşük enflasyona sahip olduğu için bu ülkelerin para birimleri gelecekte değer kazanacaktır.

Uluslararası Fisher Etkisi aşağıdaki formül ile gösterilebilir;

Forward Döviz Kuru = (Yerel Para Nominal Faiz Oranı - Yabancı Para Nominal Faiz Oranı) * Spot Kur

Örnek: Diğer başlıklardaki örneği Uluslararası Fisher Etkisi için kullanırsak aşağıdaki sonuca ulaşabiliriz;

  • Yerel Para Nominal Faiz Oranı = %10.40
  • Yabancı Para Nominal Faiz Oranı = %2.5
  • Forward Döviz Kuru = (%10,40 - %2,5 ) * 2,85 = 3,0751

Örneğe göre TL nominal faizi yüksek olduğu için dolara karşı aradaki yüzde fark olan %7,90 oranında değer kaybetmelidir.

Not: Örneklerdeki faiz ve enflasyon verileri rastgele seçilmiştir. Enflasyonun yüksek olduğu durumlarda reel faizin Reel Faiz Oranı= (1 + Nominal Faiz) / (1 + Beklenen Enflasyon Oranı) -1 formülü ile hesaplanması daha doğrudur.

Bu terimin İngilizce Karşılığı: The International Fisher Effect (IFE)

Önemli Not: Bu yazıda teorik döviz kuru hesaplama yöntemleri incelenmiştir, görüldüğü üzere birbirine yakın sonuçlar elde edilmiştir. Döviz kurları birbirleri karşısında neden değer kazanıyor ya da kaybediyor merak ediyorsanız "döviz kurlarını etkileyen faktörler" başlıklı yazı da ilginizi çekebilir.

Bu yazıdaki bilgiler ekonominin başka kanunları ile çelişiyor gibi görünebilir. Örneğin faiz oranı yüksek olan para birimine daha çok talep olur ve arz talep kanunu na göre bu para biriminin değerinin artması gerekir. Fakat faiz oranları paritesi modeline göre faizi yüksek para birimi diğer para birimi karşısında değer kaybetmektedir. Finans ve ekonomide birbirleri ile çelişen ya da birbirlerini tamamlayan farklı teoriler bulunmaktadır, döviz kurları ile ilgili hesaplamalarda da benzer çelişkiler görülebilir. Birçok konuda olduğu gibi döviz kurlarının değerini de negatif ve pozitif yönde etki eden farklı güçler söz konusudur ve tek bir teoriden bahsedilemez. Özetle döviz kurları farklı yöndeki güçlerin etkisinde belirli bir dengeye kavuşmaktadır.

Ekonomide talep kanunu ile açıklanabilen yüksek faizli paranın değer kazanacağı teorisi ile faiz oranları paritesindeki çelişki şu şekilde açıklanabilir; faizi yüksek olan para birimi önce değer kazanır, fakat uzun vadede arbitraj imkanını kaybeder, aksi halde tüm yatırımcılar düşük kurdan paralarını yüksek faiz veren para birimine çevirerek sonsuz bir kazanç imkanı bulurlar, böyle bir kazanç mümkün olmadığı için zamanla yüksek faiz veren para birimi diğeri karşısında değer kaybeder ve piyasa dengesi oluşur.

Son olarak bu yazıda anlatılan teorik hesaplamalara göre döviz kurlarında alım satım yapılması her zaman kazanç sağlamayabilir, bu nedenle spekülatif amaçlı kullanılması önerilmemektedir.

Onur CEYLAN
Author: Onur CEYLANWebsite: https://tr.linkedin.com/in/onurceylanEmail: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Hakkımda
Yatırımcı, Finans ve Sermaye Piyasası Uzmanı ( S P K ileri düzey lisansı ve türev araçlar lisansı sahibiyim. Eski bankacıyım, uzun süredir bireysel yatırım portföyümü yönetiyorum. Piyasarehberi.org sitesindeki yazılar finansal okur yazarlığa katkıda bulunmak amacıyla tarafımdan yazılmaktadır, site içeriği izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz ).