"Para" bir ekonomide mal ve hizmetlerin satın alınmasında kullanılan birincil değişim aracı olarak tanımlanabilir. Para arzının ve para talebinin ekonomik etkileri oldukça önemlidir.

Merkez bankaları para arzını etkileyecek kararlar ile çeşitli ekonomik hedeflere ulaşmayı amaçlamaktadır. Para arzı değiştirilerek enflasyon kontrol altına alınabilmektedir. Örneğin yüksek enflasyona sahip bir ekonomide enflasyonu düşürebilmek adına para arzını kısacak önlemler alınmaktadır. 

Arz talep dengesi konusundan da hatırlanacağı üzere fiyat arzın ve talebin kesiştiği denge noktasında oluşmaktadır. Parayı da bir mal gibi düşünebiliriz, para arzı ve para talebinin kesiştiği noktada "faiz" oluşmaktadır. Bu nedenle para talebi de ekonomi açısından oldukça önemli bir değişkendir.

Para Talebini Etkileyen Faktörler:

Para talebi bireylerin, işletmelerin ya da kamunun ihtiyaçlarını hemen karşılamak adına ellerinde, banka hesaplarında ya da kasalarında tutmak istedikleri toplam para miktarıdır. Parayı elde tutmanın, yani para talebinin çeşitli nedenleri olabilir, para talebini etkileyen faktörler ile ilgili farklı görüşler bulunmaktadır. Bu görüşler Klasik, Keynesyen ve Modern olmak üzere üç başlıkta incelemek mümkündür, aşağıda bu para talebi teorileri özetlenmiştir:

Klasik İktisat Yaklaşımı:

Klasik iktisatta para talebini etkileyen faktörler Irving Fisher tarafından ortaya atılan "Miktar teorisi" ve  Alfred Marshall ile Arthur Cecil Pigou tarafından geliştirilmiş olan "Cambridge Yaklaşımı" olmak üzere iki temel teori ile açıklanmaktadır;

Miktar teorisi (Fisher) denklemi;

M.V = P.T

şeklindedir.

(M) para miktarını, (V) paranın dolaşım hızını, (P) ortalama fiyatı, yani fiyatlar genel seviyesini, (T) ise işleme konu toplam mal ve hizmet miktarını göstermektedir. Bu durumda "PT" nin toplam hasılaya eşit olduğu görülebilir. "MV" ise ekonomideki işlem hacminin parasal değerini göstermektedir. Mal ve hizmetler için ödenen bedellerin satılan toplam mal ve hizmetlerin değerine eşit olması gerekir, Fisher Denklemi de ekonomideki işlem hacminin harcamalar toplamına eşit olduğunu göstermektedir diyebiliriz.

Bu görüşün varsayımına göre kısa dönemde paranın dolaşım hızı (V) ve çıktı miktarı (T) sabittir. Denkleme göre (V) ve (T) sabitse (M) ve (P) arasında doğru yönlü bir ilişki olduğu görülebilir. Özetle piyasadaki para miktarı (para arzı) artırıldığı takdirde fiyatlar genel seviyesi de artacaktır. Bu da paranın alım gücünün, yani değerinin düşmesi anlamına gelmektedir. Fisher'ın miktar teorisinde para mal ve hizmetlerin alınıp satılmasında kullanılan bir değişim aracı olarak görülmektedir, bu nedenle bu yaklaşım miktar teorisinde "mübadele yaklaşımı" olarak bilinmektedir.

Cambridge Üniversitesi 'nden Alfred Marshall ile Arthur Cecil Pigou Fisher'ın yaklaşımına farklı bir açıdan bakarak miktar teorisine "para tutumu yaklaşımı" ile katkıda bulunmuşlardır. Para tutumu yaklaşımında paranın değişim aracı olmasının yanında bir servet unsuru olması da göz önüne alınmıştır. Paranın bir kısmı ekonomik işlemlerde kullanılmayacak ve elde tutulacaktır.

Para piyasasında denge koşulu için para arzı ise para talebine eşit olmalıdır. Cambridge denkleminde Fisher denkleminde kullanılan mal ve hizmet miktarı (T) yerine reel milli gelir (Y) kullanılmıştır. P.Y ise nominal milli gelire eşit olacaktır. PT harcamalar bazında PY ise gelir bazında milli gelire eşit olacaktır. 

Bu durumda yukarıdaki denklemi Mdemand = PY / V veya Mdemand = (PY) * (1/V) olarak da yazabiliriz. Fisher denkleminden yola çıkılarak oluşturulmuş olan Cambridge denklemi aşağıda gösterilmektedir;

Mdemand = k.PY

(M) para talebini, (P) fiyatlar genel düzeyini, (Y) işleme konu toplam mal ve hizmet miktarını göstermektedir, (k) ise servetin ne kadarının para olarak tutulacağını gösteren katsayıdır. K = 1/V 'dir, yani dolaşım hızının tersidir. Ekonomik birimler için para bir değer muhafaza aracıdır, bu yaklaşıma göre servet arttıkça parayı varlık olarak tutma düzeyi de artacaktır. Özetle servet gelire bağlı olduğu için para talebi gelire bağlı olarak değişmektedir. Ek olarak kısa dönemde k ve Y sabittir. Bu durumda fiyatlar genel düzeyindeki (P) değişim para talebini (Md) doğru yönde etkilemektedir.   

Fisher yaklaşımı paranın değerini para arzı üzerinden açıklarken, Cambridge denklemi daha çok para talebine odaklanmaktadır. İlerleyen dönemde Keynes miktar teorisine eleştiriler getirmiş, bu teoriye eklemelerde bulunarak kendi görüşünü açıklamıştır.

Keynesyen Para Talebi Teorisi:

Keynes paranın dolaşım hızını sabit varsayan klasik yaklaşımlara karşı bireylerin para tutma nedenleri üzerinden yeni bir teori oluşturmuştur. Keynes'e göre bireyler ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, özetle (1) işlem güdüsü, geleceği garanti altına alma, güven duygusu hissetme, yani (2) ihtiyat güdüsü ve son olarak da paranın değer biriktirme fonksiyonu için, yani (3) spekülasyon güdüsü olmak üzere üç nedenle para talep etmektedirler. Keynes'in görüşünü klasik görüşten ayıran kısım ise spekülasyon güdüsüdür. Cambridge yaklaşımı paranın servet unsuru olmasını göz önüne almalarına rağmen para talebi ve faiz arasında bir ilişki kurmamışlardır. Keynes ise faiz oranlarının para talebi üzerinde etkili olduğunu belirtmektedir.

Keynes'e göre servet tahvil ya da vadesiz mevduat (para) olmak üzere iki şekilde tutulmaktadır. Faiz oranlarındaki değişim paranın ne şekilde tutulacağını belirlemektedir. Tahvil olarak tutulacak olan kısım spekülatif para talebi olarak adlandırılmaktadır. Spekülatif para talebi faiz oranları ile ters yönlü hareket etmektedir. Örneğin; gelecekte faiz oranlarında artış beklentisi bulunuyorsa, tahvil fiyatları ile faiz oranları arasındaki ters yönlü ilişki nedeniyle gelecekte tahvil fiyatlarında düşüş beklentisi oluşacaktır. Bu durumda bireyler paralarını tahvile yatırmak üstemeyecekler, bu da spekülatif para talebini düşürecektir. Keynes'in bu teorileri Likidite Tercihi Teorisi olarak adlandırılmaktadır. (Bu konu ile ilgili Bkz. Likidite tuzağı)

Modern Miktar Teorisi:

Modern Miktar Teorisi Milton Friedman tarafından geliştirilmiştir. Friedman'ın teorisine göre para talebini etkileyen faktörler ile bir varlığa olan talebi etkileyen faktörler benzerdir. Keynes modelinde yalnızca tahvili baz alırken Friedman hisse senetleri gibi diğer reel varlıkları da dikkate almıştır. Bu bağlamda Friedman para talebini açıklamak için "portföy tercihleri teorisi" ni kullanmıştır. Modern miktar teorisine göre para talebi bireylerin servetlerinin (sürekli gelir) ve para dışındaki varlıkların beklenen getirisinin bir fonksiyonudur. 

Modern miktar teorisi (reel para talebi) formülü aşağıdaki şekilde yazılabilir:

Mdemand/P = f (Y <+>,(rb − rm)<->,(re − rm) <->,( πe − rm)<->)

(Y) uzun vadeli geliri, diğer adıyla sürekli geliri, (rb) tahvilin beklenen getirisini, (re) hisse senetlerinin beklenen getirisini (rm) paranın beklenen getirisini, e) ise beklenen enflasyonu göstermektedir. Özetle Modern Miktar Teorisi'ne göre para talebi sürekli gelirin, beklenen enflasyonun ve diğer varlıklar ile para arasındaki faiz farkının fonksiyonudur. (f fonksiyonu anlamındadır. <+> pozitif etkiler, <-> negatif etkiler anlamındadır)

Özetle; bu fonksiyona göre gelir artışı para talebini artırmakta, tahvil, hisse senedi gibi varlıkların mevduat ile arasındaki faiz farkı artarsa azalmaktadır. Elde para tutmanın fırsat maliyeti vardır, bu da diğer varlıklardan elde edilecek gelirdir. Diğer varlıklardan elde edilecek gelir artarsa para tutma isteği, yani para talebi düşecektir. 

Friedman'a göre faiz farkının para talebine etkisi düşük kalacaktır, çünkü diğer varlıkların getirisi artarsa bunlara bağlı olarak paranın da getirisi artacaktır. Bu durumda para talebini etkileyen asıl unsur sürekli gelirdir

Bu yazıda klasik iktisatçıların Miktar Teorisi ve Cambridge Denklemi, Keynes'in Likidite Tercihi Teorisi ile Friedman'ın Modern Miktar Teorisi gibi para talebi teorileri özetlenmiştir. Bir ülkede merkez bankasının uyguladığı para politikasının etkinliği para talebinin istikrarı ile yakından ilgilidir. Para piyasasında faiz oranı para arzı ve para talebinin dengelendiği noktada oluşmaktadır.

Onur CEYLAN
Author: Onur CEYLANWebsite: https://tr.linkedin.com/in/onurceylanEmail: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Hakkımda
Yatırımcı, Finans ve Sermaye Piyasası Uzmanı ( S P K ileri düzey lisansı ve türev araçlar lisansı sahibiyim. Eski bankacıyım, uzun süredir bireysel yatırım portföyümü yönetiyorum. Piyasarehberi.org sitesindeki yazılar finansal okur yazarlığa katkıda bulunmak amacıyla tarafımdan yazılmaktadır, site içeriği izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz ).